AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve İnsan Hakları Başkanı Hasan Basri Yalçın, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın “Türkiye Yüzyılı” sözünün, dönüşüm geçiren dünyada Türkiye'yi en büyük küresel aktörlerden biri yapma arayışını yansıttığını söyledi. Yalçın, en fazla gereksinim duyulan unsurların milli birlik, toplumsal beraberlik ve kardeşlik olduğunu belirtti.
Terörsüz Türkiye yaklaşımının da bu anlayış üzerine kurulduğunu vurgulayan Yalçın, silahların ve şiddetin önüne geçilebildiği sürece başarılamayacak hiçbir şey bulunmadığını kaydetti. Bir dizi temas gerçekleştirmek için Diyarbakır'a gelen Yalçın, Dicle Üniversitesinin (DÜ) 15 Temmuz Kongre ve Kültür Merkezi'nde gerçekleştirilen 2026-2027 Akademik Yıl Açılış Töreni'nde yer aldı.
Törenin başlangıcında saygı duruşu yapıldı ve İstiklal Marşı okundu. Üniversiteyi tanıtan bir videonun izlendiği programda müzik dinletisinin yanı sıra dans ve halk oyunları gösterileri de gerçekleştirildi. Akademik yılın “Yeni Dünya Düzeni ve Terörsüz Türkiye” başlıklı ilk dersini anlatan Yalçın, dünyadaki egemen güçlerin değişmesi ve yeni aktörlerin sahneye çıkması gibi farklı senaryoların gündeme geldiğini, dünya tarihinin de bu tür örnekler barındırdığını ifade etti.
Yalçın, örnek olarak 16. yüzyılın Portekiz, 17. yüzyılın İspanyol, 18.
yüzyılın Hollanda, 19. yüzyılın İngiliz ve 20. yüzyılın Amerikan yüzyılı olarak nitelendirildiğini aktardı.
21. yüzyılın ise Çin yüzyılı olabileceği yönündeki yorumlarla karşılaştıklarını söyledi. Güçlü olanın ya da güçlülerin adlarının değişebileceği büyük bir dönüşüm anlatısının dile getirildiğini belirtti.
Kendi değerlendirmesine göre burada yalnızca güçlü olanın adının değişmesine ilişkin bir değişimin anlatıldığını ifade etti. Söz konusu değişim sadece bundan ibaret olsaydı belki de küçük çaplı bir dönüşümden söz edilebileceğini kaydeden Yalçın, oysa çok daha geniş kapsamlı ve büyük, hatta insanın bu gezegendeki anlamını bile temelden sarsabilecek bir değişim ve dönüşüm sürecine girildiğini vurguladı.
Yalçın, değerlendirmelerini şu sözlerle aktardı: Gücün yalnızca a devletinden b devletine geçtiği değişimlerin değil, bizzat gücün kaynağının ne olduğunun tartışılacağı ve bu kaynağın farklılaştığı bir dönemden geçildiğini söyleyebileceğini belirtti. Bununla neyi kastettiğini soran Yalçın, ekonomi tarihçilerinin farklı, askeri tarihçilerin ise başka bir tanımlama yapabileceğini ifade etti.
Ancak sonuçta dünya tarihindeki çeşitli büyük kırılmalardan söz edildiğine işaret etti. Bunlardan birinin tarım devrimi olduğunu hatırlattı. Yaklaşık 10 bin yıl, 8 bin yıl süren tarım dönemini bir sermaye çağının izlediğini, 16.
yüzyıldan başlayarak endüstri devrimiyle sermaye çağının en yüksek noktasına ulaştığını ve bugün yaşanan dünyanın da buna göre biçimlendiğini anlattıklarını söyledi. Dünya tarihinde gücün beslendiği kaynağın bir kez daha değişip dönüşerek yeni bir kaynağın ortaya çıktığını anlatan Yalçın, bu gelişmeyi bazı kesimlerin yapay zekayla, bazılarının bilgisayar teknolojisiyle, bazılarının ise veri teknolojileriyle açıkladığını kaydetti.
Dijital bir dünya çağına girildiğini dile getiren Yalçın, konuşmasını şöyle sürdürdü: Bugün dünyada yaşananlara bakıldığında, dünya siyasetindeki tüm gerilimlerin gerisinde dijitalleşmenin ortaya çıkaracağı yeni dünyanın sancılarının görüldüğünü ifade etti. Örneğin 100 yıl önce dünyanın en varlıklı insanlarının bir listesi hazırlansaydı, bu sıralamada büyük sanayi imparatorluklarının yer alacağını belirtti.
Bugün dünyanın en zengin 100 ismine bakıldığında ne görüldüğünü sordu. Bunların tamamının dijital firmalar olduğunu söyledi. Bu şirketlerin önemli bölümünün, elindeki sermayeyle üretim yapan kişilerin kurduğu şirketler olmadığını; bir şey keşfeden, bilgi ve becerilerini, aldıkları eğitimi kullanarak yeni bir yazılım geliştiren veya bir icat ortaya çıkaran insanlardan oluştuğunu anlattı.
Dünya tarihinde tarım ve sanayi devrimleri sırasında görülenlere benzer ölçekte büyük bir dijital dönüşümün yaşandığını vurgulayan Yalçın, değişenin yalnızca gücü elinde tutanların isimleri olmadığını, bir ülkenin, kişinin ya da grubun gücünü belirleyen kaynakların da dönüşmekte olduğunu ifade etti. Gücün dönüşüme uğradığı süreçlerin aynı zamanda büyük fırsatlar sunduğunu belirten Yalçın, bu imkanlardan yararlanmak için güçlü bir altyapıya ihtiyaç duyulduğunu söyledi.
Silahlar ve şiddet sona erdirilebildiğinde başarılamayacak hiçbir şey bulunmadığı vurgusu. Yalçın, Türkiye'nin komşularındaki gelişmelere ilişkin değerlendirmesinde, ülkenin hem kuzeyinde hem de güneyinde savaş yaşandığını belirtti. Türkiye'nin etrafının bir ateş çemberiyle çevrili olduğunu söyledi.
Bütün bu kargaşaya rağmen ayakta kalmakla yetinmeyip gücünü daha da artırabilen ülkelerden biri haline gelindiği için şükrettiklerini dile getirdi. Artık bu potansiyelin harekete geçirilmesi gerektiğini ifade etti. Bu doğrultuda önlerine çıkan bütün sorunları çözmek zorunda olduklarını kaydetti.
19. ve 20. yüzyıllardan kalan sorunlar ve eski söylemlerle yola devam etmenin artık mümkün olmadığını belirten Yalçın, tamamen yeni bir siyasete, toplumsal bütünleşmeye, gelecek inşasına ve vizyona gereksinim duyulduğunu aktardı.
Yalçın, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın “Türkiye Yüzyılı” ifadesinin, dünya değişirken Türkiye'yi dünyanın en büyük aktörlerinden birine dönüştürme arayışı anlamına geldiğini söyledi. En temel ihtiyaçlarının milli birlik, toplumsal beraberlik ve kardeşlik olduğunu ifade etti. Terörsüz Türkiye olarak adlandırılan yaklaşımın da bu zeminden beslendiğini dile getirdi.
Silahların ve şiddetin durdurulabildiği müddetçe gerçekte başarılamayacak hiçbir şey olmadığını vurguladı. Diyarbakır'ı daha önce akademisyen kimliğiyle çeşitli araştırmalar yapmak üzere de ziyaret ettiğini anlatan Yalçın, son yıllardaki her gelişinde kenti Türkiye'nin en gelişmiş ve gelişimini en fazla sürdüren şehirlerinden biri olarak gördüğünü belirtti.
Barış ve huzur ortamının en büyük katkıyı Diyarbakır'a sağladığını söyleyen Yalçın, önlerindeki dönemi hem bölgenin hem de Türkiye'nin yeniden inşası açısından tarihi bir fırsat saydıklarını ve bu fırsatı değerlendirmeyi amaçladıklarını kaydetti. Çok daha büyük bir geleceğin kurulması çağrısı. Yalçın, konuşmasının son bölümünde şu değerlendirmelere yer verdi: Cumhurbaşkanı'nın uzun yıllardır meseleye yaklaşımı ve Cumhur İttifakı ortaklarının konu hakkındaki açıklamalarıyla gelinen noktada Türkiye'nin gerçekten büyük bir fırsat elde ettiğini söyledi.
Çok partili siyasi yaşamda daha önce görülmeyen bir gelişmenin yaşandığını ifade etti. Türkiye Büyük Millet Meclisinin 467 oyla bu sürece destek verdiğini belirtti. Sürecin yalnızca Cumhur İttifakı'na ait bir proje olmaktan çıkarak Türkiye Büyük Millet Meclisinin inisiyatifine dönüştüğünü kaydetti.
Tarihi fırsat olarak nitelendirdikleri durumun tam da bu olduğunu vurguladı. Bu tarihi imkanla şiddet sorunu çözülebilir, gelecek daha huzurlu, daha demokratik ve daha fazla insan haklarına dayalı biçimde kurulabilir, toplumsal birlik ve kardeşlik daha güçlü şekilde oluşturulabilirse geleceğe damga vurma şansı bulunduğunu; ancak bugün şiddet ve şiddet döngüsü sürdürülürse ne dijitalleşmeye yetişilebileceğini ne büyümenin sağlanabileceğini ne de gerçek anlamda barış, huzur ve refah üretilebileceğini, bunların hiçbirinin gerçekleşmeyeceğini söyledi.
Çocuklara, bir kesiminde insanların beklentilerinin karşılanmadığı, buna bağlı olarak şiddetin doğduğu ve tarafların birbirinden hoşnutsuzluk duyduğu bir Türkiye mi, yoksa dünyanın en büyük ülkelerinden birinin mi bırakılmak istendiğini sordu. Bundan sonra beklenenin silahların bütünüyle gömülmesi olduğunu dile getirdi.
Silahlar gömüldüğünde insanların konuşmasına engel oluşturabilecek hiçbir sorun kalmayacağını belirtti. Her türlü talebin, düşüncenin ve fikrin hukuk çerçevesinde ifade edilebileceğini, siyaset zemininde sonuna kadar dile getirilebileceğini söyledi. Aranan geleceğin bu olup olmadığını sordu.
Türkiye'nin her yerindeki iyi niyetli insanların, geleceği kurmak ve çocuklarına iyi bir gelecek bırakmak amacıyla böyle bir kardeşlik arayışında olduklarına inandığını ifade etti. Bu nedenle, sorumluluk bilinci çerçevesinde üniversitelere de özel bir görev düştüğünü kaydetti. Bilhassa gençlerin, nasıl bir Türkiye kurulacağı konusunda çok önemli katkılar sunacağını düşündüğünü belirtti.
Bu geleceği inşallah kuracaklarını dile getirdi. Türkiye'nin artık eski Türkiye olmadığını gördüğünü, ancak ülkenin bulunduğu noktada da kalmaması gerektiğini söyledi. Çok daha büyük bir gelecek kurmaları gerektiğini vurguladı.
Tarihi adımın kentte de büyük memnuniyet uyandırdığı değerlendirmesi. Diyarbakır Valisi Murat Zorluoğlu da üniversitenin yeni akademik döneminin hayırlara vesile olmasını temenni ederek, şehrin yüzyıllar boyunca bilim, düşünce ve sanat alanlarına önemli katkılar sunan çok değerli şahsiyetler yetiştirdiğini belirtti. Dünyanın neredeyse yeniden biçimlendiği, toplumsal, siyasi, ekonomik ve güvenliğe ilişkin alanlarda köklü değişikliklerin meydana geldiği bir dönemden geçildiğini anlatan Zorluoğlu, şu değerlendirmelerde bulundu: Türkiye olarak tek kutuplu yapıdan çoklu merkezlerin oluşumuna yönelen dönüşümün hem sancılarını hissettiklerini hem de risklerine karşı mücadele ettiklerini söyledi.
Bununla birlikte bu sürecin sunduğu fırsatlardan en iyi biçimde yararlanmaya çalıştıklarını ifade etti. Küresel düzeyde değişim ve dönüşümün belirtileri belirgin hale gelirken, Türkiye'de de nihai amacı milli dayanışmayı, kardeşliği ve demokrasiyi kuvvetlendirmek olan Terörsüz Türkiye sürecinin Cumhurbaşkanı'nın güçlü liderliğiyle hayata geçirildiğini kaydetti.
Bölgenin ve ülkenin huzuruyla güvenliğini kalıcı hale getirme imkanı sunacak bu tarihi adımın Diyarbakır'da da büyük bir memnuniyet oluşturduğunu, toplumun bütün kesimlerince benimsendiğini ve özellikle gençlerin geleceğe ilişkin umutlarını artırdığını belirtti. DÜ Rektörü Prof. Dr.
Kamuran Eronat da üniversitenin akademik yapılanması, bilimsel faaliyetleri, topluma karşı sorumluluğu ve geleceğe dönük amaçlarına ilişkin görüşlerini paylaştı. Eronat, 18 fakülte, 4 enstitü, 11 meslek yüksekokulu, devlet konservatuvarı ve 38 uygulama araştırma merkezi bulunan üniversitenin Türkiye'nin köklü bilim kurumları arasında yer aldığını söyledi.
38 bin 251 öğrencisi, 2 bin 164 akademisyeni ve toplam 6 bin 795 çalışanıyla büyük bir aile oluşturduklarını belirten Eronat, üniversitenin 20 bin dönümlük yeşil kampüsü, çağdaş altyapısı ve sosyal olanakları sayesinde bölge ile ülkenin en önemli eğitim ve sağlık bilim merkezi olduğunu ifade etti. Dünya düzeni ve Terörsüz Türkiye konusunun ülkenin yarınları ve üniversitelerin üstlendiği sorumluluklar açısından önemli olduğunu vurgulayan Eronat, “Terörsüz Türkiye” amacının, insanların güven içinde yaşadığı, gençlerin yarına umutla baktığı, farklılıkların karşılıklı saygıyla korunduğu, meselelerin ise şiddetle değil hukuk, adalet ve demokratik yöntemlerle çözülebildiği bir toplumsal geleceğe yönelik önemli beklentiyi ifade ettiğini kaydetti.
Konuşmalar tamamlandıktan sonra Eronat, üzerinde Türk bayrağı işlemesi bulunan plaketi Yalçın'a sundu. AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Yalçın, ardından DÜ Kongre Merkezi'nde AK Parti İl Gençlik Kollarının düzenlediği “Gazze'de Genç Olmak Fotoğraf Sergisi”ni açtı. Gazze konusundaki hassasiyetlerinden dolayı gençlere teşekkürlerini ileten Yalçın, Gazze'nin 21.
yüzyılın en büyük soykırımının yaşandığı yer haline geldiğini söyledi. Katil ve terörist olarak nitelediği İsrail'in çocuk, genç, yaşlı, hastane ve okul ayrımı gözetmeden Gazze'nin tamamını bombaladığını belirtti. Gazze'de 75 binin üzerinde şehit bulunduğunu ifade etti.
Binlerce kişinin İsrail'in katliamından ağır biçimde etkilendiğini kaydetti. Uygulanan tüm ablukaların bu insanların yaşamını her dönemde güçleştirdiğini dile getirdi. Bu sebeple İsrail'e karşı uluslararası alandaki mücadeleyi devam ettirirken, aynı zamanda konuya ilişkin toplumsal duyarlılığı güçlü tutmaya da özel önem verdiklerini söyledi.
ÜNİAK'ın (Üniversiteli AK Gençlik) Dicle Üniversitesi'nde düzenlediği bu etkinliği son derece anlamlı bulduğunu belirtti. Sergide yer alan karelerin Gazze'de ne tür bir soykırımın ve insanlık suçunun yaşandığını bir kez daha ortaya koyduğunu söyleyen Yalçın, Gazze'ye yürekten sundukları destek nedeniyle gençlere teşekkür ettiklerini ifade etti.
Serginin hayırlara vesile olmasını dileyen Yalçın, bu etkinliğin Gazzeli kardeşlerinin mümkün olan en kısa sürede özgürlüklerine ulaşmaları için yürüdükleri yola konulmuş bir tuğla olmasını umduğunu dile getirdi. Tören ve sergi açılışında eski AK Parti Milletvekili Oya Eronat, AK Parti İl Başkanı Hamit Sümer, Diyarbakır Baro Başkanı Sertaç Buluttekin, İl Emniyet Müdürü Murat Mutlu, Rektör Yardımcıları Prof.
Dr. Mehmet Siraç Özerdem, Prof. Dr.
Velat Şen ve Prof. Dr. Vahap Özpolat ile Genel Sekreter Prof.
Dr. Mustafa Uğurlu Arslan da hazır bulundu; kurum ve sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri, akademisyenler ve öğrenciler de programa katıldı.


